Kızıl Veba

Jack London, Amerikalı yazar, sanırım okuduğum ilk kitabı. (Merak ettiğim farklı kitapları da var ancak nedense ilk olarak Kızıl Veba’yı okudum.)  Jack London 20. Yüzyıl başlarında kendi zamanından 100 yıl sonrasında yaşanacağını düşündüğü bir salgın hastalıkla yaklaşık 8 milyarlık dünya nüfusunun neredeyse tamamının Veba hem de kızıl veba nedeniyle ortadan yokolacağını öngörmüş, insanların bu çok … Read more

Canavar

ABD’li gazeteci “Stephen Crane” ile ilk tanışmam oldu. Amerikan Natüralizminin başlangıcını oluşturduğu yazılı İş Bankasından çıkan bu kitabında, kitaba geçmeden önce kendisinin “Türklerle ne zoru var acaba?” diye sormak istiyorum.  Canavar “novella” sında (uzun öykü demekmiş bu arada, öğrenmişken yazayım dedim) ABD’de yaşadığı kasabanın en seçkin beyaz bir doktorunun evinde yangın çıkar. Afrikalı seyis yangında … Read more

Doktor Ox’un Deneyi

Öğrencilik zamanlarımdan hatırladığım Jules Verne gerçekten eğlenceli bir yazarmış! Arada bir alıp okuduğum İş Bankası’nın Modern Klasikler Dizisinde yayınlanan Doktor Ox’ un Deneyi eğlenceli bir kurgu. Kitabı ilk okumaya başladığınızda karakterlerin uyuşukluklarından dolayı baygınlık geçirecek gibi hissetseniz de ilerleyen zamanlarda aynı karakterlerden olduğu gibi nabzınız artmaya başlıyor (en azından ben biraz gerildim okurken yalan yok).  … Read more

Mecburiyet 

Bir solukta okunan bir başka enfes Zweig öyküsü… Ferdinand  (muhtemelen Avusturyalı) savaştan dolayı İsviçre’ye kaçmış bir Ressam. Adresini kaybettirmez için bir köyde dağ evinde saklanmış olsa da bir sabah Postacı kendisine “askerlik celbini” getirir. Ve o an Ferdinand’ın iç dünyasına gireriz. Mektubu okuduğunda özgürlüğünden şüpheye düşer, asla kaçamayacağına inanır. Eşi ne kadar çabalarsa çabalasın memleketinegitmeye … Read more

Bir Çöküşün Öyküsü

Uzun zaman olmuştu bir Zweig öyküsü okumayalı, evde miskin miskin otururken okuyayım bari diyip elime aldım.  Fransa’da Versay (Versaille miydi yazımını bakmaya üşendim) sarayından kovulan soylu bir ablanın Taşradaki Şatosunda yaşadıklarını anlatldığı bu öyküde ablanın ruh halini bize yine çok iyi bir biçimde aktarmış Stefan.  Madame de Prie kısa süreceğini sandığı sürgünün bitmesini beklerken eğlendiği … Read more

Morgue Sokağı Cinayetleri

Adını çok duyduğum, sıklıkla övülen şair olarak bildiğim Edgar Allan Poe’nun öykü kitabı da varmış. Geçenlerde Amazon kitap avında sepete eklediğim ve bugün tek solukta okuduğum bu öykü kitabı oldu.  Bir Amerikan olarak Fransızları betimlemesi güzeldi, öykünün kurgusu da güzeldi ancak katil pek beklediğim gibi değildi. Kitabı okudukça katılın “uzun boylu sirk çalışanı bir Çinli” … Read more

Nasıl Ölünür

Fransız Edebiyatı’nn pek sevmediğimi anlamışsınızdır şimdiye kadar okuduğum ve yorumladığım birkaç eserden dolayı, ancak adını sıkça duyduğum ve önerilen Emile Zola’ yı ilk defa okuduğumu itiraf edeyim öncelikle.  Can Yayınlarının Kısa Klasikler serisinden Emile Zola’nın Nasıl Ölünür kitabını okuduğumda etkilemedim desem yalan olur.  Dönemin Fransasında 5 ayrı gelir grubundan aile bireyinin ölümlerinde yaşanan olayları anlaşılır … Read more

Teneke Adamlar

İtiraf edeyim; Aşti’de otobüsün gelmesini beklerken yolda bir şeyler okumak için yanıma bir kitap alayım dedim, orijinal olup olmadığını Kültür Bakanlığı’nın Bandrol Sorgu uygulamasından yaptıktan sonra satın aldığım çerezlik bir kitaptı.  Kitabı okumaya başladığımda Aşti’nin o metal koltuklarında uyuya kaldığım doğrudur.  Yazarın birçok ödül kazandığı; Holywood dizilerine senaristlik yaptığı vs yazıyor ancak tipik bir “redneck” … Read more

Kırmızı Pazartesi

Hemen hemen hepimizin adını “Yüz Yıllık Yalnızlık”la duyduğumuz 1982 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmış efsane bir yazar: Gabriel Garcia Marquez. Uzun zamandır bir kitabını alsam da okusam diyordum ki hediye olarak gelince hemen başladım ve bir solukta bitirdim.  Ortada bir cinayet var, bu cinayet daha kapağı açar açmaz karşınızda ancak o cinayetin neden işlendiğini kitabın … Read more

Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi

Brad Pitt’in aynı isimli filminin uyarlandığı “çerezlik” bir kitap. Elinize alıp bir saat içinde okuyabileceğiniz güzel bir öykü.  Filmi izlemişseniz kitap o kadar da yabancı gelmeyecek aslında, ben filmi uzun zaman önce izlediğim için çok detaylı hatırlamıyordum o yüzden okuması zevkliydi.  Canınız sıkıldığında, sabah ve akşam işe gidip gelirken metroda veya otobüste çok rahat okuyabileceğiniz … Read more