Araba Sevdası

İş Bankası Kültür Yayınları’nın Türk Edebiyatı Klasikleri’nde 100’üncü sayıya erişmiş bulunuyoruz. Bu güzel serinin de elbette 100’üncü sayısı Türk Edebiyatı’nın Gerçekçi tarzda yazılmış ilk romanlarından birisi kabul edilen Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevası olarak belirlenmiş ve yayınlanmış.

Kitabı okurken dipnotlarla boğuşmak pek hoşuma gitmese de ben de Bihruz Bey gibi yarım yamalak Fransızca öğrendim (sayılır) desem yalan söylemiş olmam. Cümle içinde Fransızca okunuşları verildiğinden aklıma direkt İngilizce yazımları gelip anlamlarını çıkartabiliyordum ama yine de dipnotlara bakmakta fayda var çünkü bazı sözcükler ikincil üçüncül anlamlarda kullanılmakta. Bir örnek vermek gerekirse: cümle içerisinde “santiman” diye geçen sözcüğün “sentiment” olduğunu ve bunun da “duygu, his” anlamlarına geldiğini, santimanlı dediğinde de duygulu/hisli anlamlarına geldiğini anlamak hiç de güç değil. “Oui” ise “Vi” olarak okunsa da Vıy, Vuy diye yazıldığı için her defasında şaşırdım 🙂

Aslında kitabı okurken bir nevi “dejavu” oldum desem yanılmam çünkü Bihruz karakterini ve kurgusunu daha önce bu serideki bir başka kitapta okumuştum. Ahmet Mithat Efendi’nin Felatun Bey ile Rakım Efendi romanındaki Felatun Bey karakteri ile Bihruz Bey karakterleri arasındaki tek fark Bihruz Bey’in araba sevdası 🙂 Her ikisi de Frenk geleneklerini yarım yamalak anlayarak uygulamaya çalışan İstanbul Beyefendileri…

Leave a Comment