
Amerikalı gazeteci-yazar Crane’in bu okuduğum üçüncü öyküsü oldu. Muhafazakar Hristiyan bir annenin 5 çocuğundan tek kalan çocuğudur George, diğer 4 kardeşi annesini bırakıp gitmişler veya ölmüşlerdir. En azından bırakıp gittikleri anlamını çıkardım ben öyküden.
George’un Annesi 19. yüzyıl sonunda yazılan bu öyküde alkole savaş açmış muhafazakar bir kadındır. Elinde tek kalan oğlunun kötü arkadaşlar edinmesini istemez. George bir gün çocukluk arkadaşına denk gelip barda içtikten sonra eve geç gittiğinde annesi bunu söyler, George ise umursamaz.
Zaman geçtikçe işine gücüne bakan bir genç olan George içkiye vurur kendini, bir süre bu durumunu sürdürebilse de işler sarpa sarar.
Öyküde bizi ilginç bir karşılaşma daha doğrusu yazarın kurgusu bizi karşılar. George mahalleden tanıdığı bir kıza aşık olmuştur. Bu kız bir önce okuduğum öyküdeki Magge’den başkası değildir. Çocukluk arkadaşının çağırdığı partiye gitmeden önce Maggie’nin şık giyimli bir erkekle tiyatroya gitmesi onu çıldırtacak, gittiği o partide ortalığı dağıtmasına sebep olacaktır.
Devamını anlatmayayım, siz de eğer vaktiniz olursa okuyabilirsiniz.