
Bundan tam 3 yıl önce satın almıştım bu kitabı ve ancak bugün okuyabildim. Türkiye’de siyasiler maalesef 3’üncü kez teröristlerle bir müzakere süreci yürütüyor, bu kitabın yazıldığı dönemde ise birincisi yürütülmüştü. O dönem Jandarma Genel Komutanlığı’na bağlı Binbaşı rütbesiyle görev yapan Ahmet Cem Ersever (Kutlu tini şad olsun) de uyarmıştı üstlerini: “PKK güç kazanmak için yalandan ateşkes ilan etti, operasyonlara devam etmeliyiz”.
Soner Yalçın’ın fikri dünyasından dolayı ve kaynak aldığı kişilerin (dönemin DEP ve SHP vekilleri – ki bu kişiler PKK’ya yakınlığıyla bilinir) verdikleri bilgiler doğrultusunda Ahmet Cem Ersever’e yönelik ithamlarından Türk Mahkemelerince beraat etmiş olması benim Ersever Binbaşı’nın söylediklerini ciddiye almam için yeterlidir. Ersever’in Soner Yalçın’la yaptığı konuşmalar aslında itiraf değil beyanattır. İtiraf kavramında ortada bir suç olması gerekir. Binbaşı Ersever’in anlattığı şeyler ise kanuna uygun olarak yaptığı işlerin beyanatıdır. Soner Yalçın’ın kitabı daha sansasyonel olsun ve çok satsın diye böyle bir başlık attığını düşünüyorum.
Binbaşı Ersever’in PKK sorununu Kürt Sorunundan ayırarak çözüme gidilmesi önerisine katılıyorum. PKK teröristlerinin temizlenmesi ve aynı zamanda bölge halkıyla devletin iletişim kurması en doğrusudur. Kitapta anlatılanları döneminde bizzat yaşamamış olsam da ikinci çözüm süreci dedikleri 2009’da bizzat takip ettim ve bugünlerde Devlet Bahçeli’nin başlattığı üçüncü çözüm sürecini yine bizzat takip ediyoruz…
Siyasiler kendi çıkarları için Türk Milleti’nin varını yoğunu ve onurunu 3-5 bin çapulcu teröriste peşkeş çekmekten utanmıyorlar…
Kitapla ilgili dikkatimi çeken ilginç bir hususu Ersever’in anlatımıyla burada aktarmak istiyorum: bugün imralıda yatmakta olan apo itinin hep’i adam yerine bile koymaması nasıl bir megaloman olduğunu ispatlar nitelikte. Ne zaman hapse girdi pkknın Türkiye’deki siyasi kanadına değer vermeye başladı şeklindeki yorumum yanlış olmaz sanırım.