Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları 1922-1923

Cumhuriyetimizin ilk yıllarını farklı bir bakış açısı ile okumak keyifliydi, ancak Aralov yoldaş maalesef objektif yazmamış kitaptaki birçok şeyi. Kendisi bir Sovyet Elçisi olduğu için yazdığı konuları Sovyet Çıkarlarına göre eğip bükmesi elbette beklenirdi, ama yanlışları ise affedilir gibi değil.

Kazım Karabekir’in Gürcüleri yendikten sonra bir Türk Şehri olan Batum’u vermek istememesi, sovyetlere bırakmak istememesi gericilik/padişahçılık olarak adlandırılmış mesela.

Atatürk’ün muhafız alayının başında bulunan Topal Osman Ağa’dan Laz diye bahsedilmesi başlı başına yanlış (kasıtlı olarak yapmış da olabilir çünkü bu hatıratı yazdığı sırada Sovyet Rusya’da mankurtlaştırma devam ediyordu, Türk kimliğini küçümsemek istemiş olabilir çünkü Sovyetlerde birçok Türki halk vardı.)

1960’larda yazdığı bu hatıratta Stalin’den ve yaptıklarından hiç bahsetmeden Sovyetlerin hep haklı olduğunu anlatmak istemiş, Propaganda aracı olarak yazmış desem haksız sayılmam herhalde.

Sonuç olarak; eğer bir sosyalistseniz bu kitabı muhtemelen baş ucu kitabı yaparsınız. Ama benim için kitaplığımda tozlanmaya devam edecek bir kitap olarak kalacak kendisi.

Son kez söyleyeyim: Sayın Aralov Yoldaş Lenin’in kurduğu Sosyalist devlet 100’üncü yılını bile göremeden parçalandı, o üsten bakışlar atarak anılarını yazdığın Türkiye Cumhuriyeti Devleti 102’inci yılını devirdi 🙂 (Koyduk mu? :d 1969’da ölmüş adama da bu denmez ama olsun 🙂 )

Leave a Comment