
Mustafa Kemal Atatürk’ün fikir dünyasını şekillendiren önemli liderden birisi de Jean-Jacques Rousseau’dur herkesin bildiği üzere. Benim de uzun zamandır aklımdaydı bu kitabı okumak.
Atatürk 1912 yılında bir Cumhuriyet kurma fikrini yakın arkadaşlarına açmıştı aslında. İmparatorlukların çöktüğü günlerde büyümüş, imparatorluklar çağının sona erdiği dönemde Türk İmparatorluğunu kurtarmak için cepheden cepheye koşarak vatanını korumak için çalışıp çabalamıştı.
Bıçak kemiğe dayandığında ise en önde gidip her türlü rütbe mevki makamdan vazgeçerek milletinin kurtuluşuna kendisini adamıştı…
Bu kitap “İkinci Kurtuluş Savaşı” diyebileceğimiz dönemi anlamak açısından önemli. İttihat ve Terakki’nin yaptığı hataya düşmemek önemliydi, evet İTC meşrutiyeti getirmişti, çeşitli özgürlüklerle imparatorluğun ömrünü bir süre daha uzatmıştı ancak meşrutiyetin bir yol haritası yoktu. getirilen sistemde birileri zenginleşirken birileri fakirleşti ve birinci dünya savaşı patlayınca da tüm suç üzerlerine kaldı…
Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşı dahi sürerken bile yol haritasını çizmiş ne yapılacağını adım adım planlamıştı. 50 kilometre ötede Yunan ordusu beklerken Ankara’da Eğitim Şurası toplamasının başka izahı olamaz…
Rousseau bu kitapta sürekli olarak toplumun genel istemine vurgu yapıyor. Bunu da bir anayasa çerçevesinde kanunlara dayandırıyor. Atatürk Kurtuluş Savaşı’mız dahil tüm kararlarda Türk Milleti’nin temsilcilerinin oylarıyla bu kararlara meşruiyet kazandırmıştı…