
Osmanlı’nın yetiştirdiği, Kurtuluş Savaşı’mızın olgunlaştırdığı bir doktor: Fazıl Doğan. Hatıratı’nı Celal Bayar’ın talebiyle kaleme almış, iyi ki de almış çünkü okurken yer yer hayret ettim yer yer de duygulandım.
Birinci Dünya Savaşı sonunda İstanbul’a dönen Doktor Fazıl Doğan Türk Milleti’nin hastalıktan kırıldığını bildiği için arkadaşlarıyla Anadolu’da gönüllü doktorluk yapmaya karar verirler. Fazıl Bey Kütahya – Emet’e gider.
O sıralarda İzmir’de Yunan işgali olur, İşgal ilerler, öte taraftan Kuva-i Milliyeci’ler yer yer direniş gösterirler. Fazıl Doğan da bir taraftan yöre halkını iyleştirip güvenlerini kazanır.
Kuva-i Milliye’nin Emet komutanı olan Fazıl Bey’in birliği başında Çerkes Ethem’in olduğu Kuva-i Seyyare’ye bağlanır. Düzenli Ordu’ya geçiş kararını kabul etmeyen Çerkes Ethem ayaklanır, Fazıl Bey’e de BMM ordusuna karşı savaşma emri alır. Bu emri alan Fazıl Bey ihtiyatlı davranarak durumu Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü’ye iletir ve bir süre çift taraflı ajan gibi davranır. Büyük Millet Meclisi’ne ihanet etmez, Çerkes Ethem’in emirlerini uygulamaz ve Meclis’e bağlı Düzenli Ordu emir-komutasına girer. İstiklal Madalyası’yla da taltif edilir…
Kutlu Tini Şad Olsun.