Kızıl Kadırga

Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun daha önce birkaç kitabını okuyup burada yorumlamıştım. Bu sefer kendisiyle Türk Tarihi’nde denizlere açıldık ancak sıralamasını biraz ters yapmışım…

Abdullah Ziya Kozanoğlu Kızıl Kadırga’nın önsözünce Türklerin denizlerdeki başarılarını roman olarak aktardığı ilk kitabının “Türk Korsanları”, ikincisinin Sercivanoğlu (Türk Korsanları Afrikada), üçüncü kitabının Seyit Ali Reis (Türk Korsanları Hindistanda) olduğunu ve son olarak da Kızıl Kadırgayı (Türk Korsanlarının Akdenizdeki Son Savaşları) çıkardığını belirtmiş. Bense sahaflarda bulabildiğim baskılardan dolayı ilk olarak son kitaptan bu maceraya daldım. Sonrasında da üçüncü kitap olan Seyit Ali Reis’i okuyacağım (ilk iki kitabı henüz edinemedim…)

Kitabımız Larendeli (Günümüzde Karaman’a bağlı, kitabın yazıldığı dönemde Konya’ya bağlı) Cafer’in Kıbrıs’ta bir köle pazarında bir kadını satın almaya çalışmasıyla başlıyor. Kendisinin parası yok ancak 10 altın teklif ediyor. İş en sonunda inada binince de kızı kaçıracağını açıkça beyan ediyor.

Daha sonrasında kızın bir prenses olduğunu öğreniyoruz. Cafer’in ise isimsiz bir genç olmadığını Kozanoğlu’nun ikinci kitabında bahsettiği Sercivanoğlu’nun yeğeni olduğunu ve aslında köle pazarında kızı satan kişiyle anlaşmalı olarak böyle bir yola girdiklerini vs. öğreniyoruz.

Çetin savaşlardan sonra prenses ile Cafer’in mutlu sonunu görsek de başlarından bunca yılda geçen savaşlar ve ölüm haberleriyle kah üzülüyoruz kah o korsan ruhuna giriyoruz.

Türk Gençlerinin bu kitabı mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.

Leave a Comment