
İngiliz Edebiyatı’nın başyapıtlarından biri olarak kabul edilen bu kitabın neden başyapıt olduğunu anlayabilmiş değilim. İlk defa Virginia Woolf’un bir kitabını okudum ve beni pek etkilemedi işin açıkçası. Kitabı okurken odaklanamadım çünkü kitapta çok fazla karakter var ve her birini takip etmek çok zor oluyor. İlk 50 sayfa boyunca kim kimdir diye anlamak cidden güç olduğu için kitabın arkasını çevirip tanıtım yazısını açtım ve o zaman taşlar yerine oturdu. 8 çocuklu Ramsay ailesi eski püskü bir evde yaşıyor ve evlerini pansiyon olarak kullanan misafirleri falan var.
Karakterleri tanıyana kadar, ilk bölümü zaten bitiriyorsunuz. Kim kiminle ilgileniyor, çocuklarının deniz fenerine gitme hevesi, Mr Ramsey’nin hava kötü olacak diyip heves kırması anne Mrs. Ramsey’nin umutlandırmaya çalışması derken olayların içine giren yan karakterler. Carmichael denen yazar, resim yapmayı beceremeyen kadın ressam…
Kişilerin kalabalık olmasından ve olaydan olaya geçişlerin net olmamasından dolayı ben pek beğenmedim bu kitabı. Belki de anlatım tarzı bana yabancı geldiği için bölye olmuştur bilemiyorum. İş Kültür’ün Modern Klasikler Dizisindeki diğer kitaplarını da okuyunca belki daha iyi olur benim için. Şimdilik okuma listemde başka Woolf kitabı bulunmuyor maalesef.