
Burhan Cahit Morkaya’dan okuduğum ikinci kitap oldu. Aslında bayram tatili olmasa ve İş Kültür mağazası açık olsa önce Ayten’i alıp okuyacaktım ama olmadı. Burhan Cahit’in kitaplarını yayımladığı dönemde neden çok okunduğu aslında çok iyi anlaşılıyor. İnsanın duygularına dokunuyor Morkaya. Kitabının ön sözünde bir kulüpte otururken kadınların neden erkek kahramanları yazmadığını sormaları üzerine erkeklerin aşk üzerine pek de hisli olmadıklarını anlatınca kendisine bir kadının verdiği savaş günlüklerini tetkik ettiğini ve bu kitabı yazdığını anlatıyor.
Gerçek bir olaydan esinlenilmiş olan bu kitabı okurken aklıma direkt olarak Mehmet Dürdali Karasan’ın “Paşam Nereye Kadar Çekileceğiz?” adıyla yayımlanan hatıraları geldi. Tabi kronoloji tutmuyordu. Romandaki Macit karakteri ilk olarak Çanakkale Cephesi’ne ardından Suriye ve Filistin Cephelerine gidiyor ardından birkaç yıllık esaret sonrası İstanbul’a dönüş ve ardından Kurtuluş Savaşı’na katılış. Karasan ise doğrudan Filistin Cephesiyle başlıyor ardından Mısır Esareti, ardından yurdu Antalya’ya dönüş ve Kurtuluş Savaşı’na katılış.
Türk Milleti’nin yetiştirdiği Yedek Subayların bile yeri geldiğinde ne kadar fedakar ve cefakar olduklarını biliyoruz. Aklıma kendi askerliğim geldi ve askerlikte ezberlediğim “Yedek Subay ölür de dönmez er meydanından” marşı geldi.
Mutlaka okunması gereken bir roman. Dönemi ve o dönemlerde özellikle İstanbul’da yaşanan ahlaki çöküntüyü anlatması açısından önemli bir eser.