Mürebbiye

Fransız bir kadın Fransa’da uygunsuz davranışları sebebiyle fişlenir ve hayatını Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul’da devam ettirmeye karar verir. İstanbul’a geldiğinde uygunsuz bir kişi olmadığını göstermek için zengin bir ailenin yanına “Mürebbiye” olarak girer. Mürebbiye’nin özel öğretmen gibi bir anlamı vardır. Evin küçüğüne Fransızca öğretmek için yerleşen Fransız Mürebbiyemiz evin eniştesi dahil hemen hemen her erkeği … Read more

Behzat Ç – Son Hafriyat

Geçen gün yayınladığım Her Temas İz Bırakır‘dan sonra özel baskıda yer alan diğer kitap “Son Hafriyat”. Bu kitapta anlatılan olaylar dizide yer almadı ancak sinema filmi çekildi. Yetimhane’de büyüyen Red Kit lakaplı karakterimiz kendisine yetimhanede kötülük yapanları Ankara’nın çeşitli yerlerine gömüyordu. “Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm” filmiydi hatta. Tardu Flordun oynuyordu Red Kit karakterini ve gerçekten … Read more

Behzat Ç – Her Temas İz Bırakır

Emrah Serbes’in kişiliği ile ilgili söylenebilecek çok şey var aslında. Behzat Ç gibi bir eser kült bir karakter yarattıktan sonra katil olması, katil olduğu halde arkadaşına yalan ifade verdirip ilk başta hapisten kurtulacağını sanması, sonradan sözde vicdan azabıyla suçunu üstlenmesi falan. Ancak ülkemizde “Suçu ve Suçluyu övmek” diye bir suç var. Bu yüzden Emrah Serbes’le … Read more

Ay Işığı Sokağı

Stefan Zweig’in Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları; Modern Klasikler Dizisi’nden yayınlanan bu kitapta 5 farklı kısa öykü bulunuyor. Kitaba adını veren Ay Işığı Sokağı öyküsünde kahramanımız Fransa’da bir liman kasabasında duyduğu bir şarkıyı takip ederken başına olmadık olaylar geliyor. Leporella öyküsünde ise patrona olan bağlılığı sebebiyle korkunç işler yapan itici ve yabani bir hizmetçi anlatılıyor. … Read more

Dönüşüm 

Franz Kafka’nın “kahve içerken fotoğraf yükleyip beğeni kasmalık” kitabı, bir diğer Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sı tabi. Popüler olan şeylere normalde karşıyım ancak Kafka’nın böcekli kitabı popülariteyle reddolunacak bir kitap değil. Kahramanımız Gregor Samsa’nın öyküsünü okurken o psikolojiye girmek, sanki o acıları yaşıyormuş gibi hissetmek gerçekten ilginç bir durum. Bu hisleri size Zweig de çok … Read more

çArşı Geliyooor!

Her şey 27 Mayıs 2013 tarihinde başlamıştı. Ben İstanbul dışında bir şehirde bitirme projemle uğraşırken twitter’da yer yerinden oynuyordu. Taksim Gezi Parkı’nda polis barışçıl eylemcilere müdahale etmiş, kitap okuyan gençlerin çadırlarını yakmıştı. (3 yıl sonra o polislerin Fetöcü oldukları, halkı bilerek kışkırtıldıkları söylendi ama o dönem “Emri ben verdim ben” diyen kişi hala geri adım … Read more

Dişi Kurdun Rüyaları

Cengiz Aytmatov’u anlatmaya sözcükler yetersiz kalır. Öykü ve roman anlatımları insanı transa sokar, gerçek dünyadan uzaklaştırır. Gün Olur Asra Bedel’i okuyanlar gayet iyi bilirler; bir bakmışsınız Orta Asya bozkırlarında esen sıcak rüzgarı hissederken bir anda kendinizi bir soyuz kapsülünün içinde sonsuz, soğuk ve ıssız uzayın derinliklerinde bulursunuz. Dişi Kurdun Rüyaları da böyle bir kitap işte. … Read more

Amok Koşucusu

Hollanda’nın sömürgesi Doğu Hint Adaları’nda yüklü bir miktar para karşılığında doktorluk yapmak için giden kahramanımız kendisinden yardım isteyen soylu bir kadını geri çevirir.Ardından takip eder ve yardım ister ancak bu sefer kadın doktorumuzu reddeder. Hani Türk filmlerinde “kederinden ince hastalığa yakalandı ve delirdi” diye klişeleşmiş söylemler, anlatımlar vardır ya hah işte Amok Koşucusu’nda da böyle … Read more

Kozmos Evrenin ve Yaşamın Sırları

Carl Sagan’ın Kozmos’unun kütüphaneme girişi ilginçtir. 2 yıl önce askerlik yaparken birkaç gün önce yayınladığım Neil deGrasse Tyson’ın Kozmos’unu okuyordum. O sırada da üst devrem olan bir başka asteğmen arkadaş bu kitabı okuyordu. (Yedek subay olarak askerlik yapanlar şanslıdır, bol bol kitap okuyacak zamanları olur. 24 saatlik nöbetlerde kaç kitap okudum hatırlamıyorum.)Kitapları okuyup bitirdiğimizde takas ettik. Ben … Read more

Satranç 

Stefan Zweig’in okuyup yorumladığım bilmem kaçıncı kitabı. Hatta Zweig’i Türkiye’de ünlendiren kitap aslında. Buenos Aires’te bir gemide başlayan yolculukta ünlü bir satranç oyuncusuyla eskilerin satranç oyuncusunun öyküsü. Gerçi kime özetini aktarıyorsam, sanırım bu kitabı okumayan kalmadı Türkiye’de. Okumayanlar varsa eğer mutlaka alıp okusun, zaten kitabın yarısını metroda, otobüste işe giderken diğer yarısını da işten dönerken … Read more