Ayyar Hamza, Kokona Uyuyor

Âli Bey’in ilk okuduğum kitabında Fransız Edebiyatı’ndan uyarlanmış iki tiyatro oyunu olmasına çok sevindim. Yerelleştirmeler gerçekten güzel bir şekilde yapılmış, okuyucuyu yormayan ve Türk usulü oyunlar ortaya konmuş resmen.  Ayyar (Hilebaz) Hamza karakteri gerçekten güzel bir şekilde ülkemize ve dönemin yaşantısına uyarlanarak okuyucuya sunulmuş. Bu serideki diğer Âli Bey kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum desem abartmış … Read more

Karabibik 

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları sayesinde muhteşem Türk Edebiyatçılarını (Öykü, Roman yazarlarını, şairleri ve çeşitli bilim alanlarında çalışan bilim insanlarını) tanıma fırsatı bulduğum için İş Bankası’na tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Türk Edebiyatı’nın realist tarzda yazılmış ilk uzun öyküsü olan bu eseri tek solukta okudum (zaten çok kısa diyebilirsiniz) ancak biraz uzun sürdü çünkü her bir diyalogu … Read more

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat (Talat ve Fitnat’ın Aşkı)

Türk Edebiyatı’nın ilk romanlarından sayılan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat akıcılığı, sürükleyiciliği ve enfes finaliyle gönlümde yer tuttu desem abartmış olmam.  Şemsettin Sami bu romanda yaşanılan dönemi, o dönemin ruhunu gayet güzel bir biçimde aktarmış, Günümüz Türkçesine aktaran Ömer Aslan Bey de gayet başarılı bir iş çıkarmış.  Günümüz Türkçesine uyarlarken kullanılan yine Şemsettin Sami eseri olan … Read more

Bir İdam Mahkumunun Son Günü

Birkaç gün şehir dışına daha doğrusu memleketime gittiğimde kuzenimin kütüphanesinden alıp okuduğum bir dünya klasiği, ama nedense benim çok da hoşuma gitmeyen “Fransız Edebiyatı”. Victor Hugo ve kitapları, özellikle Sefiller çok övülür, vaktim kısa olduğu için kuzenimin kitapları arasından bu az sayfalı kitabı seçip okumaya başladım ancak 2 günde zor bitirdim desem yeridir. Victor Hugo’nun … Read more

Sergüzeşt

Sürekli unuturum Sergüzeşt ne demek diye, çünkü Eski Türkçe (Ya da Arap ve Fars kökenli sözcüklerin çoğunlukta olduğu Osmanlı Türkçesi) kökenli olduğu için. Bu yazıyı yazmadan önce Türk Dil Kurumu’nun sozluk.gov.tr adresinden baktım ancak sözcük anlamı olarak Farsça kökenli Ser + guzeşt anlam olarak da “macera” diyordu. Bildiğim kadarıyla “Ser” Baş demekti, bununla birlikte “güzeşt” … Read more

Cumhuriyet’in İlk Yüzyılı 1923-2023

İlber Ortaylı gerçekten iyi bir tarihçidir, sıklıkla yayınlarını ve televizyon programlarını takip ederim ancak kendisi tam anlamıyla bir “orta yolcu”dur. Yazdığı kitaplardan çok rahatlıkla anlayabilirsiniz bu durumu. Kendisini ne sağ ne de sol olarak konumlandırır, aksine milliyetçi bir tutumu da vardır, (sağın ortası da denilebilir), her zümreyle iyi geçinmeye çalışır.  Fesli soytarıyla aynı yayınevinden çıkan … Read more

İmparatorluğun Son Nefesi

İlber Ortaylı gerçekten iyi bir tarihçidir, sıklıkla yayınlarını ve televizyon programlarını takip ederim ancak kendisi tam anlamıyla bir “orta yolcu”dur. Yazdığı kitaplardan çok rahatlıkla anlayabilirsiniz bu durumu. Kendisini ne sağ ne de sol olarak konumlandırır, aksine milliyetçi bir tutumu da vardır, (sağın ortası da denilebilir), her zümreyle iyi geçinmeye çalışır.  Fesli soytarıyla aynı yayınevinden çıkan … Read more

Türkiye’nin Yakın Tarihi

İlber Ortaylı gerçekten iyi bir tarihçidir, sıklıkla yayınlarını ve televizyon programlarını takip ederim ancak kendisi tam anlamıyla bir “orta yolcu”dur. Yazdığı kitaplardan çok rahatlıkla anlayabilirsiniz bu durumu. Kendisini ne sağ ne de sol olarak konumlandırır, aksine milliyetçi bir tutumu da vardır, (sağın ortası da denilebilir), her zümreyle iyi geçinmeye çalışır.  Fesli soytarıyla aynı yayınevinden çıkan … Read more

Geyikli Park

31 Mayıs 2013’te İstanbul Gezi Parkı’nda başlayan ve mevcut iktidara yönelik birçok eleştirinin tek elde toplandığı o meşhur direniş bir anda tüm Türkiye’ye yayılmıştı. Ben de o tarihte bulunduğum şehirde bu direnişe destek olmuştum. Mesele birkaç ağaç değildi…  Olayların büyüme sebebi olan polislerin “orantısız müdahale”sinin sebebi yıllar sonra ortaya çıktı. O dönem mevcut iktidarla kol … Read more

Milena’ya Mektuplar

Çek asıllı yazar Franz Kafka’nın “bana göre” aşırı abartılan bir kitabı. Ya da aşırı abartılan Kafka, bu kitap da arada kaynamış gibi.  Aslında abartıdan kastım kitabın “edebi eser” olarak nitelendirilmesi, ama düşününce kısmen de haklılar gibi.  Evet bu saçma girişten sonra kendi düşüncelerimi sıralayayım;  Kitabı Ek’i hariç (Milena’nın Max Brod’a yazdığı mektuplar hariç) 3 ana … Read more