Martı Jonathan Livingston

Jonathan Martı’lığın temellerine aykırı hareket eden bir Martı’dır. Sürüsünde avlanmak, karnını doyurmak ve uyumak dışında bir işle ilgilenmesinden dolayı dışlanır; oysa ki o en hızlı uçan martı olmak istemektedir.  Sürüsünden kovulduğunda uzaklara gider, kendisi gibi özgür olmuş martılar bulur ve onlarla uçar, daha hızlı uçar ve daha hızlı uçar… O artık özgürdür.  Sürüsüne geri dönüp … Read more

Atilla’nın Atını Çalan Çocuk

Hayatımda okuduğum en ilginç romanlardan biriydi desem yalan olmaz.  Kuyuya düşen iki kardeş, günlerce ve haftalarca kuyudan çıkmak için uğraşıyorlar. Büyük olan akıllı, küçük olan ise huysuz.  Kuyuda böcek solucan ağaç bitki kökü yiyerek hayatta kalıyorlar; Ağabeyin ise bir planı var kuyudan çıkabilmek için.  Romanın sonunda ise şok oluyoruz. Ağabey buldukları gıdanın %80’ini yiyor, kardeşe … Read more

Suçluyorum

Gazap Üzümleri, Germinal gibi romanlarla tanıdığımız Emile Zola’nın dönemin Fransız Genelkurmay Başkanını dahil suçladığı gazete ilanının bir çevirisi.  Haksız yere suçlanan ve sürgüne gönderilen bir subayı koruyan; askerlik kurumu zarar görür diye haksız yere sürgüne gönderilme kararını geri çevirmeyen yeni genelkurmay başkanı ve daha bir sürü şey.  Sanırım ülkemizde bunun gibi protestolar en azından şimdilik … Read more

Geceye Övgüler

Hasan Ali Yücel Klasikleri dizisinden sanırım beğenmediğim ilk kitap bu oldu. Novalis’in Geceye Övgüler’ini sanırım gece vakti kafam allak bullakken okuduğum için pek bir şey anlamadım; ya da daha doğrusu anlamak istemedim.  Ülkemiz ekonomik krizde, milyonlarca sığınmacı kaçak göçmen ile uğraşıyor, hukuksuzluk hat safhada iken bile bu kadar karamsarlığa düşmemişken bir yazarın bu kadar pesimist … Read more

Cimri

Kitabı izinde otobüs yolculuğunda okudum ve gittiğim yerde hediye ettiğim için aklımda kalan kadarından bahsedeceğim.  Yazar hakkında çok fazla şey anımsamasam da tiyatro oyunlarını mutlaka okuyacağımı belirteyim öncelikle.  Histerik durumdaki bir Cimri çok güzel bir şekilde aktarılmış. Mutlaka okunması gerektiğini düşündüğüm bir kitap bana göre.  Sanırım Hasan Ali Yücel Klasikleri Dizisini okumaya devam edeceğim. 

Küçük Paşa

Osmanlı ve Genç Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinin valisi, içişleri bakanı ve millet vekili imiş; kendisini bu kitabı okuyana kadar tanımıyordum. Baykuş devrildikten sonra ve istibdat sona erince kaleme aldığı bu romana geçmeden önce kendisini saygıyla andığımı söylemek isterim.  Kitabın önsözünde roman aralarında yazarın doğrudan kişisel düşüncelerini gözlemlerini aktardığını söyleyerek Edebiyata uygun olmadığını söylenmiş.  Ancak bazı eserler … Read more

Hamlet

Amazonda dolanırken sepetime eklediğim bir kitaptı Hamlet. Tamam tv dizilerinde (Doctor Who 3’üncü sezon) bilim kurgu süslemesiyle izlediğimde beğenmiştim ancak bu kitabı okuyana kadar kendimi Shakespeare hayranı olarak tanımlamazdım doğrusu.  Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirisine diyecek yok, o sinemalarda; tiyatrolarda gördüğümüz Hamlet oyunlarında sanki karakterler sizmişsiniz gibi çok güzel bir çeviri sağlamış bizlere.  Tiyatro oyununa gelirsek herkes … Read more

İnsan Neyle Yaşar

Tolstoy Rus Edebiyatı’nın efsaneleri arasında Hasan Ali Yücel Klasikleri dizisinde bolca kitabı bulunan önemli bir yazardır. Yeri gelmişken “Slava Ukraini!” diyerek safımızı belli edelim, Edebiyata saçma sapan sansür uygulayan sözde avruplalıları kınayıp geçelim.  Genel olarak kalemini beğendim ancak öne sürdüğü fikirlerin bir çoğuna katılmıyorum. Tam bir Çar Yalakası ağzıyla söylemiş öykülerini. İnsanlara sürekli incilden alıntılar … Read more

Senin İçin

Tevfik Fikret Türk Şiiri’nin en iyileri arasındadır ancak bu kitabı bir dönem (5 yıl) deneyip sonra da bıraktığı öykü denemelerinden oluşmaktadır.  Aynı zamanda ressam olduğunu bu kitabı okuyunca öğrendim desem yalan olmaz. En etkileyici öykülerinden biri Hemşiremin Hastalığında’da hayatından bir bölüm görürüz.  Zavallı Nuri öyküsünde ise Nerime’ye hepimiz sinir oluruz. Pek beğenilmemiş, iyi yorumlanmamış bir … Read more

Bir Zanaatla Beklenmedik Karşılaşma

Stefan Zweig Kitapları gerçekten efsane ötesi. Son okuduğum bu öyküsü daha doğrusu 2 öyküsü yine beni karmaşık duygulara sürükledi.  Zweig’in Paris’te gezinen karakterine zanaat olarak tasvir ettiği mesleğin ilk başta polislik sanılmasın ardından yankesicilik olduğu ortaya çıkması, karakterin kendini yankesicinin yerine koyup hareketlerini analiz etmesi, aynı heyecanları hissetmesi; sonunda ise kendisinin kurban olması, yankesiciyi durdurması … Read more